< <

<

Aziz Nesin, kendi adını taşıyan vakfı 1973'te kurmuştu. Amacı kimsesiz ve yoksul çocukları okutmak, yetiştirmekti.
Burnunu gazete kâğıdına silecek ve her yazdığı kâğıdın arkasını da değerlendirecek kadar tutumluydu, ama oralardan artırdıklarını vakfa akıttı ve 1982'de faaliyete geçen kuruluşun parasını hiç eksik etmedi.
Orada yetişen yüzlerce çocuğun "Aziz Amca"sı, "Dede"siydi.
İlk gelen çocuklarla çektirdiği fotoğrafın üzerinde şöyle yazıyordu:
"Şimdilik biz 7 çocuk, en büyüğümüz en çocuk..."
Onlara hayatın temel ilkesinin kimseyi sömürmemek ve kimse tarafından sömürülmemek olduğunu söylerdi.
Vakfın harcını atarken, "Burada çocuklar dövülmez, otorite uygulanmaz" diye yazmıştı.
1981'de yazdığı bir şiirde "Çayır çimen olayım/Üstümde çocuklar koşuşsun" diyordu.
Ölümünden hemen önce bir hastane odasındaki son röportajında bu şiiri vasiyete dönüştürdü; Çatalca'ya vakfın bahçesine gömülmek istediğini söyledi.
"Artık onlar düşünsünler beni ne yapacaklarını" dedi.
O gün oğlu Ahmet Nesin olacakları biliyormuşçasına şakalaşmıştı babasıyla:
"Senin elinden kurtuluş yok. Dirinle uğraştırıyorsun, ölünce de kimseyi rahat bırakmayacaksın."
***
Aynen öyle oldu.
Nesin gitti ama dirisiyle uğraşanlar ölüsünün de peşini bırakmadılar.
Ölümünden 12 yıl sonra bile hâlâ "Aziz Nesin" adı, saygı kadar hakaret de görüyor.
Dünkü Milliyet'in manşetine yerleşen işkence haberinin gerçek mağduru, tecavüz suçlamasıyla götürüldükleri Bayrampaşa Cezaevi'nde günahsızken falakaya çekilen vakıf sakini gençlerden çok Aziz Nesin'dir.
Öyle olmasa Zübük gardiyan, çocukları "Aziz Nesin'in sapık torunları!" diye tekmeleyip falakaya yatırır mıydı?
Öyle olmasa Adli Tıp raporu ortaya çıkmadan çocuklar tecavüzcü diye damgalanır mıydı?
Gözde özel okullarda bir skandal patladığında okulun ismini özenle gizleyen medyanın, Çatalca Vakfı'nı ayan beyan ve mal bulmuş gibi insafsızca tepelemesinde de içte kalmış bir Aziz Nesin husumetini aramak yanlış mı olur?
***
Sonuçta ne oldu?
"Burada çocuklar dövülmez" şiarıyla yetiştirilen çocuklar "Burada her çocuk dövülür"ü ilke edinmiş bir cezaevinde kaba dayakla, falakayla, tecavüz tehdidiyle tanıştı.
Ali Nesin'in çocukların suçsuzluğunu kanıtlama çırpınışları da fayda vermedi. Hem çocuklar tecavüzcü damgası yedi, hem de bin bir emekle kurulan vakfın 30 yıllık itibarı zedelendi.
Sokak çocuklarına kol kanat geren güzelim bir kuruluş, kurulduğuna pişman edildi.
Bakalım şimdi devlet ve medya, vakfın üzerine yürüdükleri hevesle Bayrampaşa işkencecilerinin üzerine de gidecek mi?
Yoksa falakacıları suçlamak için, cezaevinin adının "Aziz Nesin" olarak değiştirilmesini mi bekleyecek?

Can Dündar

/p>
betüş yazdı@ <1/15/2007 11:40:00 PM/a>
< < < <