Mayıs da bitiyor.Ne çabuk geçiyor böyle zaman.Birazcık edebiyat yapmaya meraklı herkesin bahsetmiş olduğu konu bu zaman...Gerçekten de çok hızlı koşuyor.Yetişemiyorum.Sanırım yaşlanıyorum her seferinde daha çok açılıyor aramız.Düşündüğümde ne kadar da yakın o kilisenin kapısındaki buruk kalbim ve soğuk ellerimle soğuk bir kalple yanımda duran son sevdiğim...Çoktan bitmiş ya da zorla bitirilmiş olan sevgim.Veya ilk aşkım.En masum olan.En sevdiğim adam.En sevdiğim insan.Bir sürü anlamı olan ama bunların hiçbirini bilmeyen.Belki de farkında bile olmamış olan.Bir ellerin parmaklarını geçmeyecek aşklarım.Ne kadar da yakın ve ne kadar da geride kalmış öyle.Kalbim pas tuttu sanki.Yaşlandım galiba.Artık hiçbiri yok...Varlığından bile şüpheliyim geride kalanların.Sanki şizofrenmişimde aslında hiç varolmamışlar.Sonra iyileşmişim birden.İstememiştim aslında iyileşmek.Fuzuli nin dediği gibi hayat "Aşk derdiyle hoşem elçek ilacımdan tabip kılma derman kim helakım zehri dermanındadır." Çoktan iyileştim.İstemeden.Tedaviyi reddeden bir hasta bile olamadım.Ne de sevdiği insan tarafından sevilen ebediyen.Herneyse.
Sanat kaygısına düştüm beceriksiz ellerim.Şu işleri bitirebilsem de izin alabilsem.Geometri çalışmam lazım.Geometri full eksik nerdeyse.Matematik değil fazla Türkçe de çok eksik değil.Bakalım mutlu son olacak mı bu sefer? İçimden bir ses belki diyor.Belki...

/p>
<
<
<
<
Arkadaşlarla piknik yapmak için 1 ay önce plan yapmıştık.Dediler ki "Betülcüm bize ıspanaklı börek yapsana" dedim ki "bilmem ben ama yaparım neden olmasın" dedim söz verdim oy.Neyse dün dedimki "Buket bana gündüz bir ıspanaklı böreğe gerekecek ne varsa alır mısın marketten?" "olur" dedi.Kandırmış beni.Almamış.Bugün dershane çıkışında yanıma geldi almadım dedi.Aferin dedim.Markete gittik aldık.Sonra annemle Buket tarif ettiler bende başladım börek yapmaya.Ispanakları doğra dediler doğradım yıka dediler yıkadım sonra soğanı da doğra dediler onu da doğradım.Sonra yağla birlikte kızart dediler yaptım.Neyse sanırım aldığımız yufka çok dandikmiş.Elimde parça parça oldu.Ama yılmadım.Parçaları birleştirdim.Üstüne süt serptim.En sonda yumurta serptim.Sonra fırına koyduk böreği pişsin diye.Ama bu bahtsızlıkla ben o böreğin sağlam olarak Mihrabat Korusuna gideceğine zati inanmıyordum.Neysem baktık fırının ustunde böyle pas gibi bişeyler var dökülcek gibiler.Salladık biraz döküldülerde.Sonra pişirme kağıdı diye bişey var böyle annem almıştı geçen gün o aklıma geldi.Dedim onu koyalım böreğin üstüne hiçbirşey dökülmez öyle.Hem üstü de pişer.Buket dedi olur.Neyse koyduk dedim Buket bu yanmasın sonuçta kağıt bu yanması lazım.Dedi yok annem kullanıyor yanmıyor bu.Neyse biraz durduk fırından böyle dumanlar çıktı ve yanık kokusu.Bizde çıkardık hemen tabi fırından.