< <

<

Mayıs da bitiyor.Ne çabuk geçiyor böyle zaman.Birazcık edebiyat yapmaya meraklı herkesin bahsetmiş olduğu konu bu zaman...Gerçekten de çok hızlı koşuyor.Yetişemiyorum.Sanırım yaşlanıyorum her seferinde daha çok açılıyor aramız.Düşündüğümde ne kadar da yakın o kilisenin kapısındaki buruk kalbim ve soğuk ellerimle soğuk bir kalple yanımda duran son sevdiğim...Çoktan bitmiş ya da zorla bitirilmiş olan sevgim.Veya ilk aşkım.En masum olan.En sevdiğim adam.En sevdiğim insan.Bir sürü anlamı olan ama bunların hiçbirini bilmeyen.Belki de farkında bile olmamış olan.Bir ellerin parmaklarını geçmeyecek aşklarım.Ne kadar da yakın ve ne kadar da geride kalmış öyle.Kalbim pas tuttu sanki.Yaşlandım galiba.Artık hiçbiri yok...Varlığından bile şüpheliyim geride kalanların.Sanki şizofrenmişimde aslında hiç varolmamışlar.Sonra iyileşmişim birden.İstememiştim aslında iyileşmek.Fuzuli nin dediği gibi hayat "Aşk derdiyle hoşem elçek ilacımdan tabip kılma derman kim helakım zehri dermanındadır." Çoktan iyileştim.İstemeden.Tedaviyi reddeden bir hasta bile olamadım.Ne de sevdiği insan tarafından sevilen ebediyen.Herneyse.

Sanat kaygısına düştüm beceriksiz ellerim.Şu işleri bitirebilsem de izin alabilsem.Geometri çalışmam lazım.Geometri full eksik nerdeyse.Matematik değil fazla Türkçe de çok eksik değil.Bakalım mutlu son olacak mı bu sefer? İçimden bir ses belki diyor.Belki...


/p>
betüş yazdı@ <5/30/2006 05:53:00 AM/a><
< < <

<

Arkadaşlarla piknik yapmak için 1 ay önce plan yapmıştık.Dediler ki "Betülcüm bize ıspanaklı börek yapsana" dedim ki "bilmem ben ama yaparım neden olmasın" dedim söz verdim oy.Neyse dün dedimki "Buket bana gündüz bir ıspanaklı böreğe gerekecek ne varsa alır mısın marketten?" "olur" dedi.Kandırmış beni.Almamış.Bugün dershane çıkışında yanıma geldi almadım dedi.Aferin dedim.Markete gittik aldık.Sonra annemle Buket tarif ettiler bende başladım börek yapmaya.Ispanakları doğra dediler doğradım yıka dediler yıkadım sonra soğanı da doğra dediler onu da doğradım.Sonra yağla birlikte kızart dediler yaptım.Neyse sanırım aldığımız yufka çok dandikmiş.Elimde parça parça oldu.Ama yılmadım.Parçaları birleştirdim.Üstüne süt serptim.En sonda yumurta serptim.Sonra fırına koyduk böreği pişsin diye.Ama bu bahtsızlıkla ben o böreğin sağlam olarak Mihrabat Korusuna gideceğine zati inanmıyordum.Neysem baktık fırının ustunde böyle pas gibi bişeyler var dökülcek gibiler.Salladık biraz döküldülerde.Sonra pişirme kağıdı diye bişey var böyle annem almıştı geçen gün o aklıma geldi.Dedim onu koyalım böreğin üstüne hiçbirşey dökülmez öyle.Hem üstü de pişer.Buket dedi olur.Neyse koyduk dedim Buket bu yanmasın sonuçta kağıt bu yanması lazım.Dedi yok annem kullanıyor yanmıyor bu.Neyse biraz durduk fırından böyle dumanlar çıktı ve yanık kokusu.Bizde çıkardık hemen tabi fırından.
Dedim Buket komşuya verelim o pişirsin.Dedi deli misin saat 11.Dedim olsun kaç senedir taşındılar buraya artık yabancı değiller.Dedi boşver annemde Medinlere gitti onlara götürelim orda pişsin.Bu arada Medinde ne biçim isimmiş şimdi farkettim.Neyse işte o böreği bekliyorum.Korkuyorum çok korkuyorum ya yanarsa.Hayır yalancılıktan sabıkam da yok ama anlatsam yarın inanmayacaklarmış gibi geliyor.Bekliyorum...Zaman geçmiyor.Çok hüzünlendim.Ben de inanmazdım kendime.Ama nolur yanmasın börek ya:(ilk böreğim yanmasın.En azından ben yakmış olaydım zoruma gitmezdi.Sen o kadar parçala birleştir elalem yaksın böreğini.Üzülmeyecek gibi bir konu mu yani? Tamam ilk aşkımın tarihinin sayfalarında kaybolduğum gerçeği kadar üzülmemem gereken bir durum ama.Üzüldüm işte napayım.Ana yüreği ya da aşçı yüreği.En azından bana çirkin zenci gibi yakıştırmalarda bulunan arkadaşı çatlataydım bakkkk ben börek yaptım diyeydim yafu.Böyle de olmazki ama.Neyse dolu tarafından bakalım Buketçiğimin "abla senden bundan sonra börek istemez onlar çünkü bundan sonra gün göreceklerini sanmıyorum" cümlesini haklı çıkarmayacağım en azından.Zehirlemiyeceğim arkadaşlarımı.Ya o kırıntıları önceden farketmeseydik ne olacağıdı.Ya da pişirme kağıdını Bukete uyup bırakıp gitseydik ya.Ev yanacaktı be. Madem yanıyor ne halta ona pişirme kabı demişler anlamıyorum.1 e 8 var.Börek hala ortada yok.Nolur yanmasın ya.Neyse artık börek börek diye sayıklayarak da olsa uyuyayım yarin canım geliyor Sedam geliyor.Onu tren garında karşılayayım.İçim açılsın...Elimde börek olsa daha iyi olur tabi ama şimdi böreğin olup olmayacağını ben bile bilmiyorum.Garipmiş böreği yap ve ölüp ölmediğinden bihaber ol.Evlat acısı gibi...Neyse...
/p>
betüş yazdı@ <5/27/2006 01:33:00 PM/a><
< < <

<

Renk ' siz ' im

İçimden bol imla hatası yapmak geçiyor. Ki yi yerli yerinde kullanmamak, da yı da yanlış kullanmak.Sonra noktadan sonra büyük harfle başlamamak.Bir sürü renk serpiştirmek çalışma masama sonra yarısı resim olan yarısı da bende bulunmayan gri renkli sunta dolaba.Ama çok renksizim.Koyacak renk bulamıyorum ne acı değil mi hem de en sevdiğim renk mavi.Turkuaz mavisi gibi.Onu yerleştiremiyorum dolaba.Hayal gücüm zayıfladı gerçekçilik akımına olan u dönüşümden sanırım cadılara inanmayışım.Aslında onlar daha şiirsel.Hayal gücümü köreltiyor bu bilimsel gerçeklik, illet oluyorum.Ben yeşil penceremde gelecekte evlenme hayallerini kurduğum ilk aşkımı beklemek istiyorum.Ama ilk aşkım yeşil pencereli evi de alıp kendisiyle birlikte başka bir sevgiliye gitti.Kalpsiz adam.Ne kadar da çok sevmiştim halbuseki.Neyse nerde kalmıştık.Sanırım ben çok korkuyorum.Elimde hiçbir hayalimin kalmamasından daha da acısı sadece gerçekleşmemiş hayallerimin kalmasından ve hiç gerçekleştiremeyeceğim...

/p> < < <

<



Vazgeçememek...

Eski bir kalp ağrısından, yıllarca sürmüş olan.Bazen de inadından gözünü hırsının bürüdüğü...Yanlış olduğunu bile bile inat etmek.Sonunda yalnızlıktan öleceğini bile bile yalnızlığa inat etmek."Hayır o gelecek onu bekliyorum" demek bazen.Gelmeyeceğini bilerek.Vazgeçememek alışkanlıklarından.Her sabah aynı sokaktan geçmekten vazgeçememek hergün aynı türküyü dinlemekten mutlaka, hep aynı adamı sevmekten,hep gittiği güne kahretmekten, hep bittiği güne lanet etmekten.Hep beklemekten... Vazgeçememek...Veya bir gençlik rüyasından...Bir idealden vazgeçememek.Çaba vermek olmadığında yıkılmak sonra tekrar ayağa kalkıp tekrar çabalamaktan vazgeçememek...Vazgeçememek...Ömür törpüsü...
/p> < < <

<




bu günler ne kadar da çetin...

aşması güç..

insan mücadele etmeye çalıştıkça, takatsiz...

dönüşler olmamalı..

bitti mi bitmeli...

bitişlerin telafisi yok- muş...

o yüzden bitirmemeli insan, bitirirken düşünmeli bi daha, on daha, yüz daha...

bitti mi bitiyor çünkü...

eskisi gibi olmuyor, olunmuyor...


bitirmeyi bilmeli insan...

önce kendinde bitirmeli, bittiğinden emin olamadıkça bitti dememeli

asla dememeli...asla dememeli...her şey denebilir belki ama asla "asla" dememeli...


her bitiş bi başlangıç derler oysa,

oysa bitirmeyi bilmedinmi başladığın nokta hep aynı, her başlangıç bi bitiş belkide...

herşeyi göz almak, her şeyi göze alınca geri dönmek ne kadar da zor

dönsen olmaz dönmesen olmaz...

huzur ve mutluluk aynı anda mı asla, biri hep tercih sebebi...

(Gülis)
/p> < < <

<


Ortada kalmak ne de fena öyle.Biyerden çıkıp bir yere gidememek.Ait olduğun yerden kopamamak.Tam arada kalmak.Ne gidebilmek ne de kalabilmek.Ne gitmek istemek ne de kalmak istemek.Bazense gitmek için çaba vermek.Uzun bir yolculukta...Gidip gidemiyeceğini görememek, beklemek.Pişman olmaktan korkmak.Ama risk almak.of..lütfen aldığım risk beni engellemesin.Olmaz mı öyle.
/p> < <